Uluborlu

Uluborlu, Isparta’ya 65 km uzaklıkta yer alır. İlçeye yerleşim önceleri Toros kollarının uzantısı olan Kapı Dağı’nın eteklerinde kurulmuş, 1950 yılından sonra da şimdiki bulunduğu Uluborlu Ovasına taşınılmıştır.
Uluborlu’da üretilen kiraz kokusu ve tadıyla Türkiye’de ve yurt dışında marka olmaya başlamıştır. Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri, kiraz toplama mevsimi olan Haziran ayının son haftası veya Temmuz ayının ilk haftasında 2 gün sürer.
Uluborlu’da antik kent ve müze ziyaretleri ile geçmişe doğru bir yolculuk yapabilirsiniz. Ayrıca, Uluborlu’nun banak yemeğini ve kuyruğu sulu böreğini yemeden dönmeyin.
Uluborlu, Frig Dönemi’nden Bizans Dönemi sonuna değin “Apollonia” adıyla anılmıştır. Daha sonra Sozimus’un ismine atfen, “Sozopolis” adı verilmiştir. Aynı dönemlerde “Mordiaum” adıyla da anılan “Uluborlu” Türk hakimiyetine girdikten sonra “Burgulu, Borlu, Birgili” gibi isimler de almıştır.
Uluborlu, ilk olarak 1074 yılında, daha sonra 1182 yılında bütünüyle Selçuklu egemenliğine girmiştir. 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği’nin başkentliğini yapmıştır. Uluborlu, 1361 yılında Osmanlı topraklarına katılmış, Anadolu Eyaleti’nin bir kazası olarak yapılanmıştır.

Apollonia, batıda Şalgamlık Tepesi, güneyde Kapı Dağı ve Yuvaça Yaylası, kuzeyde Kılıçlayan Dağları ve doğuda Senirkent Ovası ile çevrelenmektedir. Günümüzde hala etrafını çeviren surların görülebildiği kalenin bulunduğu akropolis, o dönemdeki adı Hippohoras olan Popa Çayının aktığı kuzey batıdaki verimli ovaya hâkim bir kayalık üzerinde yer almaktadır. Apollonia yüzyıllar boyunca askeri ve ticari yolların kavşak noktasında yer almıştır. Apollonia kentinin önemi özellikle Roma İmparatorluk Dönemi’nde artmıştır.

İmparator Augustus’un eseri olan Res geastae Divi Augusti’nin Eski Yunanca metninin parçalarının bu kentte ele geçmiş olması, Apollonia’nın Roma İmparatorluğu için ne kadar önemli bir kent olduğunu göstermektedir. MS 2.ve 3 yüzyıllar arasında yaşamış olan Athenaios Naukratios kentte üretilen ayvanın enfes lezzeti ile ünlü olduğundan bahsetmiştir.

Öyle ki buradaki ayva cinsi kentin eski adına atfen “Mordiana” olarak adlandırılmıştır. Şehrin adı MS 381 yılında kilise listelerinden ve antik kentte ele geçen yazıtlardan anlaşıldığı üzere Sozopolis olarak değiştirilmiştir. Sozopolis Bizans İmparatorluğu devrinde önemli bir ziyaret merkezi haline gelir. Kentte bu dönemde Bakire Meryem’in yağ sızdıran bir heykeli bulunmaktaydı. Sykea’lı Theodoros, buradaki Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret etmiştir.

Antik kent modern yerleşimin bulunduğu alanda yer aldığı için Antik Dönem’e ait yapı kalıntılarına ait izlere rastlanmamaktadır. Buna rağmen yazıtlardan anlaşıldığı üzere kentte bir tiyatro bulunmaktadır. Aynı zamanda, yerleşimin bulunduğu alanda bir de kale vardır. Kale Hellenistik Dönem’de inşa edilmiş olmalıdır.

Sonraki bir dönemde ise Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemleri’ne ait yapı taşları devşirme malzeme olarak kullanılarak onarılmıştır.

Toplam üç burcu bulunan kale kuzey-güney yönündedir. Kale duvarında devşirme malzeme olarak kullanılan antik dönem yapılarına ait taşlar Apollonia antik kentinden getirilmiş olmalıdır. Buradaki yerleşim yeri olan Eski Kasaba Mevkii’ne hakim bir yerdedir. Eski Kasaba’ya doğru bir hat gibi yapılan kalenin diğer kısımları sarp ve uçurumdur. Kalenin ilk inşa tarihi tam olarak bilinmese de günümüze kalan duvarlar çoğunlukla Bizans Dönemi’ne aittir. Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri’nde onarım gören kale Türk-İslam Dönemi’nde de kullanılmıştır.

Üst üste iki kemer gözünden oluşmaktadır. Yuvarlak kemerli gözler arasında ahşap gergiler kullanılmıştır. Alttaki kemer gözünün ayağı dere yatağına kadar uzanmaktadır.

Üstteki kemer gözünde yan yana iki ahşap gergi kullanılırken alt gözde iki ahşap gerginin altında fazladan iki gergi daha kullanılmıştır. Köprü aynı zamanda su kemeri olarak kullanılmıştır. İkinci kemer gözünün üzerinde daha önceleri bir kitabe olduğu, iki satırlık kitabenin birinci satırında; “Hafazallahüteala” (Anlamı; Allahü Teala korusun) İkinci satırında Köprünün bitimi “11. 1289” yazdığı bilinmektedir.

Kitabede geçen Hicri 1289 tarihi yaklaşık Miladi 1872 tarihine karşılık gelmektedir. Geç Osmanlı Dönemi’nde yapıldığı anlaşılan köprünün banisi, ustası bilinmemektedir.

Welcome Back!

Login to your account below

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist