Eğirdir

Isparta’ya 34 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 1414 km², denizden yüksekliği 918 metredir. İklimi Akdeniz ve İç Anadolu iklimleri arasında bir geçiş alanında yer almaktadır.
Göller bölgesinin başkenti ve incisi Eğirdir’in zengin coğrafyasında kuş gözlemciliği, endemik bitki gözlemciliği, foto safari, doğa yürüyüşü, oryantiring, dağcılık, jeep safari, yamaç paraşütçülüğü, su sporları, yayla, kamp-karavan ve av turizmi yapılabilmektedir.
Kalesi, balık lokantaları, dünyaca tanınmış kerevitleri ile Starking ve Golden elmalarının en lezzetlisi Eğirdir’de bulunur. Eğirdir göl kenarında bulunan elma bahçelerinde Türkiye’nin en güzel elmaları yetişir. Eylül-Ekim aylarında, göl kenarında aracınızla yolculuk yaparken, elma bahçelerinden burnunuza gelen mis gibi elma kokusunu hemen hissedersiniz. Isparta elması, büyüklüğüyle görenleri hayrete düşürdüğü gibi; sarı, kırmızı, pembe ve yeşil birbirinden güzel renkleriyle göl kenarını bir inci gibi bezerken elmaların tadı da bambaşkadır. Ayrıca, her yıl Ağustos ayında yapılan Uluslararası Eğirdir Triatlon Yarışmaları Eğirdir’de ayrı bir heyecan ve coşku yaşatmaktadır.
Eğirdir ve çevresi, 1204 yılında çevredeki şehirlerle birlikte Anadolu Selçuklu Devleti’nin eline geçmiştir. Selçuklu sultanları göl kenarındaki bu güzel beldeyi zaman zaman sayfiye yeri olarak kullanmışlardır.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Feleküddin Dündar Bey tarafından, 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği kurulunca, Beyliğin Uluborlu’dan sonra ikinci merkezi, Eğirdir olmuştur. Eğirdir, 1390 yılında Osmanlı hakimiyeti altına alınmıştır.

Isparta’dan Eğirdir’e gelirken gözümüze ilk çarpan Eğirdir Sivrisi’dir (Akroterion). Antik Dönem’de “Mons Viarus” adıyla bilinen bu dağ aynı zamanda Zeus’un tapınım gördüğü bir kült yeridir. III. Gordianus Dönemi sikkesinde görülen Mons Viarus ve bir ağaç tasviri de muhtemelen bir ağaç kültüne, dolayısıyla dağ yakınlarında bulunan açık hava tapınım yerine işaret etmektedir. Günümüzde Eğirdir Sivrisi’nde yapılan bazı şenlikler geçmişten bu yana süregelen bir geleneğin halen devam ettiğini düşündürmektedir. Eğirdir Sivrisi‘nin güneyine kurulmuş olan Prostanna; akropolis, agora ve akropolisin kuzeydoğu-doğusundaki yerleşim alanlarından oluşur. Prostanna akropolisinin etrafı sur ve dokuz kule ile çevrilmiştir. Kentin savunmaya verdiği önemin bir diğer göstergesi Eğirdir Sivrisi’nin güney yamacına inşa edilen, ilk evresi Hellenistik Dönem’e tarihlenen ancak, Geç Antik Dönem’de yeniden güçlendirildiği anlaşılan savunma duvarıdır. Kentin agorası ile agorada bulunan kamusal ve dinsel yapılar akropolisin kuzeyindeki dikdörtgen biçimli düzlükte yer almaktadır. Sivil iskân alanları ise akropolisin kuzeydoğusundaki teraslara yayılmıştır.

Günümüzdeki kalenin büyük bölümünün Bizans Dönemi’nde yapıldığı kale duvarlarının malzeme ve tekniğine bakarak söylemek mümkündür. Kale önceden Eğirdir Gölü kenarında iken, sonradan göl kenarının doldurulması nedeniyle kıyıdan içeride kalmıştır. Hükümet meydanına bakan bazı burçları halen ayaktadır. Kale iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Beylikler Dönemi’nde ve Osmanlı Dönemi’nde onarım gördüğü anlaşılan kalenin bir onarım kitabesi bulunmaktadır. Kitabe kalenin 1307 yılında Feleküddin Dündar Bey tarafından onarılmasına dairdir. Kale, Timur’un Eğirdir’i zaptı sırasında hasar görmüştür.

Doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı kilisenin içerisi sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Doğu yöndeki apsisi beşgendir ve yuvarlak bir penceresi vardır. Batı ve güney yönlerde de birer giriş kapısı vardır. İçeride duvarlarda alçı kabartma işçilikler ve sıva üzerine betimlenmiş dini sahneler yer almaktadır. Süslemeler Barok üslupludur. Yapının Hıristiyan Martyr’lerden Hagia Stephanos adına 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği düşünülmektedir.

Kentte iki Osmanlı Köprüsü bulunmaktadır. Her iki köprü de Barla Çayı üzerinde yapılmıştır ve tek gözlülerdir. Köprüler oldukça sade olup herhangi bir süsleme unsurları bulunmamaktadır. Osmanlı Dönemine ait olduğu düşünülen köprüler sağlam durumda günümüze kadar gelebilmiştir ve halen kullanılmaktadır.

Doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen bir plana sahiptir. Açık ve kapalı olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Selçuklu Sultanları tarafından yaptırılan dokuz kervansaraydan birisi olan yapı Anadolu’daki en büyük Selçuklu Dönemi kervansaraylarındandır. Kitabesinden, 2. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılan üç kervansaraydan biri olduğu anlaşılan yapı klasik planlıdır.

Esma Sultan Hamamı Eğirdir İlçe Merkezindedir. Doğu-batı yönünde uzanan yapı dikdörtgen planlıdır. Kadınlar ve erkekler için ayrı girişleri bulunan çifte hamam biçiminde düzenlenmiştir. Girişte yer alan soyunmalık bölümü tonozlu, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinin üzeri ise kubbelidir. Kubbelerde yedişer adet fil gözü tabir edilen delik bulunmaktadır. Sıcaklık bölümünün önceden dört halvetli iken sonradan üç halvetli olarak düzenlendiği buradaki izlerden anlaşılmaktadır. Güneydeki eyvan ılıklıktan sıcaklığa geçişin sağlandığı girizgah şeklindedir.

Binanın kuzey yönünde kadınların giriş yaptıkları kadınlar bölümü vardır. Kadınlar bölümünde girişte yine tonoz örtü vardır. Buradan kubbeyle örtülü sıcaklık bölümüne geçilmektedir. Kubbede yine yedi fil gözü ile aydınlatma sağlanmaktadır. Kubbeye geçiş elemanı Türk üçgenleridir. Osmanlı Dönemi’ne ait olduğu düşünülen hamam yapısının içerisi diğer hamamlarda olduğu gibi sade tutulmuştur.

Dikdörtgen plana sahip yapı kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Açık avlulu medreseler grubuna girmektedir. Girişin karşısında tek eyvanı bulunmaktadır. Taç kapısı ve giriş cephesindeki taşlar Eğirdir II. Gıyaseddin Keyhüsrev Kervansarayı’ndan sökülerek buraya getirilmiştir. Ortadaki avlu sağlı sollu üçer sütunun taşıdığı sivri kemerli revaklarla çevrilidir.

Sütun başlıklarındaki kartal kabartmaları devşirme malzeme olarak kullanılmıştır. Ortada kare formlu havuzu bulunan avluya açılan öğrenci hücreleri ve kuzeyde eyvanın her iki yanında yer alan hocaların odaları beşik tonozla örtülüdür. Kuzeydeki sivri kemerli eyvan dikdörtgen formlu bir kapıyla dışarıya açılmaktadır. Burada eyvan alınlığındaki kitabede Hicri 701 / Miladi 1301 yılında Hamidoğullarından Dündar Bey tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Hamidoğulları’nın günümüze kadar sağlam kalabilmiş en iyi eseri olması açısından Dündar Bey Medresesi Eğirdir’in adeta bir sembolü haline gelmiştir.

Welcome Back!

Login to your account below

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist