Gelendost

Isparta’ya 81 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 624 km², deniz seviyesinden yüksekliği ise ortalama 940 metredir. İklimi, Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş özelliği gösterir.
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Göl kıyısında ise, gölün yumuşatıcı etkisinden dolayı iklim biraz ılımanlaşır. Türkiye’nin en güzel elmaları, Eğirdir Gölü çevresinde bulunan Gelendost’un bahçelerinde yetişir.
Gelendost’un camileri, hanı ve tarihi eserleriyle geçmişte gizemli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Gelendost’ta her yıl Eylül ayında genellikle 17 Eylül’de Miryakefalon ve Elma Festivali yapılmaktadır. Afşar Köyü’nde geleneksel halk mutfağının ve yemeklerinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Özellikle Afşar’ın kaymaklı baklavasının tadı bir başkadır.
Eğirdir Gölü’nün doğusunda bulunan Senirkent İlçe sınırları içinde tespit edilebilmiş en eski yerleşimler Tunç Çağ (MÖ 3000-1200) dönemine ait malzemelerin bulunduğu Kötürnek Höyük (Madenli), Yaka Höyük (Yakaköy) ve İskele Höyük’te (İskele Mevkii) ele geçmiştir.
Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler, Gelendost ve havalisi ile bölgenin birçok kısmını ele geçirmişlerdir. Ancak bu yörelerdeki Selçuklu egemenliği, gerek Bizans’ın güçlü savunması, gerek Haçlı Seferleri sebebiyle uzun süreli olmamıştır. Ele geçirilen yerler Bizanslılarla Selçuklular arasında el değiştirmiştir. II. Kılıç Arslan zamanında (1156-1192) yoğunlaşan savaşlar 1176 yılında yapılan Miryakefalon Zaferiyle dönüm noktasına ulaşmıştır. 1182 yıllarında Gelendost ve havalisi Selçuklu egemenliğine geçmiş ve adı “Gelende” veya “Gelindi” olarak değiştirilmiştir. Bölgeye çok sayıda Türkmen aşireti yerleştirilmiştir. Arap seyyahı İbn-i Bibi’nin Muhtasar Selçuknamesi’nde “Gelende” Anadolu Selçuklu Sultanının yazlık taht ve eğlence şehri olarak belirtilmektedir.
Fatih Sultan Mehmet zamanında “Gelende” ismi “Gelendost”a dönüşmüştür. Daha sonraki dönemlerde Afşar Köyü gelişerek nahiye olmuş, Gelendost Afşar’a bağlanmıştır. Gelendost Afşar nahiyesine bağlı bir köy durumunda iken, 1930 yılında nahiye, 1954 yılında ise kaza merkezi olmuştur. Günümüzde Gelendost’un Afşar Köyü, yemekleriyle meşhur bir yerdir.

İki sivri kemer üzerine oturan köprünün sırtı da kemer bölümlerindeki gibi sivridir. Yapının inşasında süslemesiz devşirme yapı taşlarının kullanıldığı görülmektedir. Ertokuş Kervansarayı istikametinden gelerek Afşar Köyü yönüne giden kervan yolunun geçtiği güzergâhta yer alan köprü, önemli bir konumda bulunmaktadır. Hemen güneyinde yer alan Ertokuş Kervansarayı Selçuklular Dönemi’nde yapılmıştır. Bu nedenle bu kervan yolu üzerinde bulunan Afşar Köprüsü’nün de aynı döneme tarihlendirilmesi mümkündür. Dolayısıyla çift gözlü Afşar Köprüsü; Selçuklu Dönemini yansıtan mimari özellikleri ve tarihçesiyle nadir bulunan bir köprü olarak önem arz etmektedir.

Silindirik gövdeli minaresi kuzeybatı yöndedir ve kare platform üzerinde yükselir. Minaresinin tek şerefesi vardır ve bunun alt kısmı mukarnas süslemelidir. Cami içerisinde ortadaki merkezi küçük kubbeyi baldaken biçimindeki dört sütun taşımaktadır. Kalemişi süslemeler bayrak üzerine yazılmış kelime-i tevhid, kayık biçiminde yapılmış amentü ve şerh, satrançlı kufi biçiminde yazılmış yazılar ve kubbe eteğindeki Yasin Suresi cami içerisindeki süslemelerden bazılarıdır. Caminin Hicri 1294/Miladi 1878 tarihli bir kitabesi bulunmaktadır. Yapı Son Dönem Osmanlı mimarisi hakkında fikir veren oldukça güzel bir örnektir.

Yapı güney-kuzey doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı, açık ve kapalı bölüm olmak üzere iki kısımdan oluşan, klasik karma tip kervansaraylardandır. Kapalı bölüme girişin sağlandığı taç kapı dışarıya taşkın ve hafif sivri kemerli olup, kemer alınlığında dört satırlık bir kitabe vardır. Kitabede kabartma olarak Arapça “Es-sultani, emere fi sebilü-r rabbül alemin, Mübarizeddin Ertokuş, sene işrin sitte mie” yazılıdır. Kitabede mealen “Sultan adına, alemlerin rabbinin yoluna Mübarizeddin Ertokuş tarafından Hicri 620 / Miladi 1223 yılında emredildi” denilmektedir. Kitabesinde Selçuklu Atabek’i olan Mübarizeddin Ertokuş tarafından Miladi 1223 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Bu tarih, kervansarayı Isparta’da bulunan Türk-İslam Dönemi eserleri arasında en eski tarihe ait yapı yapmaktadır. Kervansarayın geçen yüzyılın başına kadar kullanıldığını ve kervansarayın kuzeyinde taş döşeli bir kervan yolunun olduğunu söylemektedirler. Isparta’da bilinen Türk-İslam eserleri içerisindeki en eski tarihli bu kervansaray yapısı; hem kervan yolunun kendi dönemindeki güzergâhının anlaşılması açısından, hem de klasik tipte bir Selçuklu Dönemi kervansarayının görülmesi bakımından önemlidir.

Welcome Back!

Login to your account below

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist